WhatsApp

BLOG

Boşanma Davalarında Hukuka Aykırı Deliller ve İspat

Boşanma davalarında en sık karşılaşılan beklentilerden biri şudur: "Karşı tarafın aldatma yaptığını ya da güveni sarstığını ispatlayacak bir mesaj, kayıt ya da fotoğraf elime geçti, bunu mahkemeye sunarsam dava biter." Oysa bir delilin mahkemece dikkate alınması yalnızca içeriğine değil, ne şekilde elde edildiğine de bağlıdır. Hukuka aykırı yoldan toplanan bir kanıt, içeriği ne kadar çarpıcı olursa olsun hükme esas alınmayabilir; üstelik bu yola başvuran kişi kendisini cezai sorumluluk altında bulabilir.

Bu yazıda, boşanma yargılamasında hangi delillerin geçerli sayıldığını, hukuka aykırı delil kavramının ne anlama geldiğini ve kişisel verilerin korunmasıyla bağlantısını uygulamadaki örnekleriyle ele alıyoruz.

Boşanma Davasında İspat Nasıl İşler?

Boşanma davalarında geçerli olan ispat sistemi, kural olarak serbest (vicdani) delil sistemidir. Bu, hâkimin önüne gelen delilleri belirli bir sıraya göre değil, bir bütün halinde serbestçe değerlendirip vicdani kanaate ulaşması anlamına gelir. Tarafların sunduğu mesajlar, fotoğraflar, tanık beyanları, otel ya da seyahat kayıtları bu kanaatin oluşmasında rol oynar.

Bununla birlikte, serbest değerlendirme sınırsız bir kabul anlamına gelmez. Bir delilin değerlendirmeye alınabilmesi için iki temel süzgeçten geçmesi gerekir: hukuka uygun şekilde elde edilmiş olmak ve gerçekliği konusunda makul bir kuşku bulunmaması. Bu iki ölçüt sağlanmadığında, delilin içeriği lehe görünse dahi sonuca etkisi olmayabilir.

Hukuka Aykırı Delil Nedir?

Hukuka aykırı delil, bir kanun hükmünün ya da bir kişinin anayasal bir hakkının (özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı, haberleşme hürriyeti gibi) ihlal edilmesi suretiyle elde edilen ispat aracıdır. Anayasa'nın 38. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 189/2. maddesi açıktır: hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller, bir vakıanın ispatında mahkemece dikkate alınamaz.

Uygulamada burada önemli bir ayrım gözetilir; bu ayrım, bir delilin akıbetini büyük ölçüde belirler:

Hukuka aykırı yoldan elde edilen delil

Burada zaten var olan bir delil söz konusudur; sorun, onun ele geçiriliş biçimindedir. Örneğin ortak konutta bulunan bir defter, mektup ya da fotoğraf bu kategoriye girer. Yargıtay, somut olayın özelliklerine göre bu tür delilleri zaman zaman kabul edebilmektedir; özellikle delilin ortak yaşam alanında, olağan biçimde elde edildiği durumlarda değerlendirme tarafın lehine olabilir.

Hukuka aykırı yoldan yaratılan delil

Burada ise ortada baştan var olan bir delil yoktur; delil, kurgu, hile ya da gizli kayıt yoluyla üretilir. Gizlice ses veya görüntü kaydı almak, telefona casus yazılım yüklemek, sahte bir profil üzerinden eşi konuşturup kayda almak bu gruba girer. Yargıtay ve doktrin, bu şekilde "yaratılan" delillerin hiçbir koşulda hükme esas alınamayacağını istikrarlı biçimde kabul etmektedir. Yani sırf delil oluşturmak amacıyla kurgulanan kanıtlar, ölçülülük tartışmasına dahi girmeden reddedilir.

Mesaj ve Yazışmaların Delil Değeri

SMS, WhatsApp, e-posta ve sosyal medya yazışmaları bugün boşanma davalarında en sık başvurulan delil türü. HMK m. 199 uyarınca elektronik ortamdaki her türlü veri "belge" sayılır; dolayısıyla bu yazışmalar belge niteliğinde takdiri bir delildir. Ancak "belge" olması, tek başına kesin sonuç doğuracağı anlamına gelmez:

  • Takdiri delildir. Yemin ya da kesin hüküm gibi bağlayıcı değildir; hâkim, yazışmaları diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.
  • Tek başına çoğu zaman yetmez. Yargıtay, elektronik verilerin kural olarak tek başına hükme esas alınamayacağını; tanık beyanı, otel kaydı gibi yan delillerle desteklenmesi gerektiğini belirtir.
  • Aidiyeti tartışmasız olmalıdır. Yazışmanın gerçekten karşı tarafa ait olduğu ispatlanmalı ya da karşı tarafça inkar edilmemelidir. Kuşku varsa içeriğin doğruluğu ve manipüle edilip edilmediği bilirkişi incelemesiyle denetlenir.

Bir noktanın altını çizmekte fayda var: af olgusu. Çekişmeli bir olaydan sonra eşlerin birbirine sevgi içerikli mesajlar göndermesi, Yargıtay tarafından önceki olayların affedildiğine ya da hoşgörüyle karşılandığına dair bir emare sayılabilir. Bu durumda affedilmiş sayılan olaylara dayanılarak boşanma kararı verilemez. Yani sunulan yazışmalar bazen sunan tarafın aleyhine de işleyebilir.

Yöntem her şeyi belirler

Aynı içerikteki bir mesaj, elde ediliş yöntemine göre geçerli ya da geçersiz olabilir:

  • Hukuka uygun kabul edilebilen haller: Telefonun şifresi eş tarafından zaten biliniyorsa ya da mesajlar evdeki ortak tablet gibi eşlerin ortak kullanımındaki bir cihazda bulunmuşsa, bu veriler kural olarak hukuka uygun delil sayılabilir.
  • Hukuka aykırı sayılan haller: Eşin telefonuna casus yazılım yüklemek, şifresini hileyle ele geçirmek ya da telefonu zorla alarak mesajlara ulaşmak hukuka aykırı delil oluşturur ve yargılamada dikkate alınmaz.
  • Üçüncü kişilerle yazışmalar: Eşin başka bir kişiyle yaptığı yazışmaların ele geçirilmesi, o üçüncü kişinin de özel hayatını ilgilendirdiğinden ölçülülük ilkesi çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.

Sunulan Delilin Gerçekliği Nasıl Denetlenir?

Bir yazışma ya da kaydın mahkemeye sunulmuş olması, gerçek kabul edileceği anlamına gelmez. İtiraz ya da kuşku halinde mahkeme birkaç yoldan denetim yapar:

  • Bilirkişi incelemesi. Kayıtların montaj olup olmadığı, üzerinde ekleme-çıkarma yapılıp yapılmadığı teknik olarak incelenir. Mahkeme gerektiğinde içeriğin doğrudan cihaz ya da SIM kart üzerinden alınmasına karar verebilir; bu incelemenin hiç yapılmaması Yargıtay tarafından ispat hakkının kısıtlanması olarak değerlendirilir. Fotoğraf ve ekran görüntülerinde fotomontaj denetimi ayrıca yapılır.
  • Aidiyet denetimi. İçerikte geçen söz ve davranışların gerçekten ilgili eşe ait olduğu duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Kimin oluşturduğu ya da muhatabının kim olduğu belli olmayan internet kayıtları tek başına hükme esas alınmaz.
  • Diğer delillerle tutarlılık. Elektronik veriler çoğu zaman tek başına zayıf delil sayıldığından, tanık beyanı ve somut belgelerle uyum içinde olması aranır. Sırf davayı uzatmak ya da karşı tarafı şaşırtmak için sunulan deliller dürüstlük kuralına aykırı görülebilir.

Kişisel Verilerin Korunması (KVKK) Boyutu

Boşanma davasında sunulan mesajlar, fotoğraflar, finansal ve sağlık kayıtları aynı zamanda kişisel veri niteliğindedir. 6698 sayılı Kanun bu verilerin işlenmesini sıkı kurallara bağlar ve bu nokta, delilin yalnızca reddedilmesinden öte sonuçlar doğurabilir.

  • Yargı istisnası ve sınırı. KVKK m. 28/1(d) uyarınca kişisel verilerin yargı makamlarınca yargılama işlemleri için işlenmesi kanun kapsamı dışındadır. Ancak bu istisna mahkemenin işlemlerini kapsar. Davanın bir tarafının, diğerinin verilerini şifre kırarak ya da gizli yazılımla ele geçirip sunması bu koruma kapsamında değildir.
  • Kurumsal veriye erişim. Banka ya da kamu kurumunda çalışan bir eşin, kurum sistemlerini kullanarak diğer eşin verilerini sorgulayıp mahkemeye sunması, Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından veri güvenliği ihlali olarak değerlendirilmekte ve ilgili kuruma idari yaptırım uygulanabilmektedir.
  • Sağlık kayıtları (özel nitelikli veri). Eşlerin sağlık verileri özel nitelikli kişisel veridir. Mahkemece müzekkere ile resmi yoldan (HMK m. 221 kapsamında) celp edilen sağlık kayıtları hukuka uygunken, taraflarca usulsüz ele geçirilen sağlık belgeleri hem KVKK ihlali hem de hukuka aykırı delil sayılır.
  • Casus yazılım ve özel dedektif. Eşin telefonuna casus yazılım yüklemek ya da gizlice takip ettirmek, hem özel hayatın gizliliğini hem de kişisel verilerin korunmasını isteme hakkını ihlal eder. Anayasa Mahkemesi de bu yöntemlerle elde edilen verilerin kullanılmasını hak ihlali olarak görmüştür.

Çatışan Haklar: İspat Hakkı mı, Özel Hayat mı?

Boşanma davalarında ispat hakkı ile özel hayatın korunması hakkı sıklıkla karşı karşıya gelir. Doktrinde iki temel yaklaşım öne çıkar:

  • Mutlak yasak görüşü, HMK 189/2 uyarınca hukuka aykırı delilin hiçbir şekilde dikkate alınmaması gerektiğini; aksi halde hukuk devleti ilkesinin ve veri güvenliğinin zedeleneceğini savunur.
  • Menfaatler dengesi görüşü ise, zina gibi ispatı çok güç vakıalarda başka delil elde etme imkânı yoksa, ihlal edilen hak ile ispat edilmek istenen menfaat arasında bir ölçülülük değerlendirmesi yapılmasını önerir. Ancak bu görüş savunucuları dahi, sırf delil yaratmak amacıyla yapılan gizli çekimleri ve casus yazılım kayıtlarını mutlak hukuka aykırı kabul eder.

Görüldüğü gibi, en esnek yaklaşımda bile çizilen sınır nettir: önceden var olan bir delilin ölçülülük çerçevesinde tartışılması ile, sırf dava için üretilen bir delilin durumu birbirinden tamamen ayrıdır.

Cezai Sorumluluk Riski

Hukuka aykırı yoldan delil toplamanın sonucu yalnızca o delilin reddedilmesiyle sınırlı kalmayabilir. Eşin rızası dışında, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen veriler Türk Ceza Kanunu kapsamında özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi suçlarını gündeme getirebilir. Yani delil olsun diye atılan bir adım, kişiyi davacı ya da davalı sıfatının yanında bir de sanık konumuna taşıyabilir.

Özetle

Boşanma davalarında bir delilin değeri, içeriği kadar nasıl elde edildiğine bağlıdır. Ortak yaşam alanında olağan biçimde bulunan ve gerçekliği tartışmasız bir delil ile, casus yazılım veya gizli kayıt yoluyla üretilen bir delil arasında hukuken büyük fark vardır. İkincisi çoğu zaman hem işe yaramaz hem de cezai sorumluluk doğurur.

Bu nedenle, elinizdeki bir kanıtı mahkemeye sunmadan önce onu nasıl elde ettiğinizi değerlendirmek; mümkünse mahkeme aracılığıyla resmi yoldan celp edilebilecek delilleri bu yolla toplamak en sağlıklı yaklaşımdır. Sahip olduğunuz bir belgenin geçerli delil sayılıp sayılmayacağı, somut olayın koşullarına göre değişeceğinden, dava açmadan önce bir avukata danışmanız hak kaybı yaşamamanız açısından önemlidir.