Tazminat hukuku, hukuka aykırı bir fiil nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların giderilmesini konu alır. Sorumluluğun doğması için kural olarak hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağının birlikte bulunması gerekir; kanunda öngörülen bazı hâllerde kusur aranmaz. Büromuz Ankara'da trafik kazaları, iş kazaları, malpraktis ve kişilik haklarının ihlalinden doğan tazminat davalarında hizmet vermektedir.
Trafik kazaları tazminat uyuşmazlıklarının en yaygın kaynağıdır. Zarar görenin talepleri aracın uğradığı maddi zararla sınırlı olmayıp, bedensel zararlar ve ölüm hâlinde destekten yoksun kalma tazminatını da kapsar. Sigorta şirketine karşı açılacak davalarda, dava öncesinde sigortacıya başvurulması ve sonucun beklenmesi bir dava şartıdır.
Kaza sonucu hasar gören ve onarılan bir aracın ikinci el piyasasındaki değeri, onarım ne kadar iyi yapılırsa yapılsın düşer. Bu düşüş, aracın kaza öncesi hasarsız değeri ile onarım sonrası değeri arasındaki fark olarak hesaplanır ve kusurlu taraftan veya sigortacıdan talep edilebilir. Yargı kararlarında araç değer kaybının tazmini kabul edilmektedir.
Yaralanmalı kazalarda zarar gören; tedavi giderleri, kazanç kaybı ve çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar için maddi tazminat talep edebilir. Sürekli iş göremezlik oranı hastane raporlarıyla belirlenir ve tazminat hesabı bu orana göre yapılır. Ayrıca yaşanan acı ve elem nedeniyle manevi tazminat istenebilir.
Ölümlü olaylarda, ölenden fiilen destek alan kişiler bu desteğin kesilmesi nedeniyle tazminat talep edebilir. Eş, çocuklar ve anne-baba bakımından desteğin varlığı karine olarak kabul edilir; bunların dışındaki kişilerin destek aldıklarını ispat etmeleri gerekir. Tazminat hesabında ölenin geliri, yaşı ve bakiye ömür süresi dikkate alınır.
Manevi tazminat, kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin giderilmesini amaçlar. Miktar belirlenirken tarafların ekonomik ve sosyal durumu, kusur derecesi ve olayın ağırlığı gözetilir. Amaç zenginleşme sağlamak değil, manevi tatmin sağlamaktır.
Tıbbi müdahalenin gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zararlar tazminat sorumluluğu doğurur. Bu davalarda tıbbi standarda uygunluk, aydınlatılmış onamın alınıp alınmadığı ve komplikasyon ile kusur ayrımı bilirkişi incelemesiyle değerlendirilir.
Haksız fiilden doğan tazminat talepleri, zarar görenin zararı ve failini öğrenmesinden itibaren işleyen kısa süreye ve fiilin gerçekleşmesinden itibaren işleyen uzun süreye tabidir. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ceza zamanaşımı süresi uygulanır.
İşveren, işçinin sağlığını korumak için gerekli her türlü önlemi almakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali sonucu meydana gelen kazalarda işçi veya yakınları maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Sosyal güvenlik kurumunca yapılan ödemeler, hesaplanan tazminattan belirli esaslara göre düşülür.
Zorunlu trafik sigortası kapsamındaki taleplerde, dava açılmadan önce sigorta şirketine yazılı başvuru yapılması ve kanunda öngörülen sürenin beklenmesi gerekir. Başvurunun sonuçsuz kalması hâlinde mahkeme yoluna gidilebileceği gibi, Sigorta Tahkim Komisyonu'na da başvurulabilir. Tahkim yolu genellikle daha kısa sürmekle birlikte, karara itiraz imkânları sınırlıdır.
Zarar görenin kendi kusuru zararın doğmasına veya artmasına katkıda bulunmuşsa, hükmedilecek tazminattan indirim yapılır. Emniyet kemeri takılmaması, alkollü sürücünün aracına binilmesi gibi durumlar bu kapsamda değerlendirilir. Karşılıksız olarak ve nezaket gereği taşınan kişiler bakımından da tazminattan indirim yapılabilmektedir.
Basın yoluyla veya sosyal medyada yapılan yayınlarla kişilik hakkı zedelenen kişi, saldırının durdurulmasını, hukuka aykırılığın tespitini ve manevi tazminat ödenmesini isteyebilir. İfade özgürlüğü ile kişilik hakkı arasındaki denge, yayının kamu yararı taşıyıp taşımadığı ve güncelliği gibi ölçütlerle kurulur.
Bedensel zararlarda tazminat, güncel yaşam tablolarına ve teknik hesaplama esaslarına göre bilirkişi marifetiyle belirlenir. Hesaplamada zarar görenin geliri, sürekli iş göremezlik oranı, yaşı ve bakiye ömür süresi dikkate alınır. Rapora karşı süresi içinde itiraz edilmemesi, hatalı hesabın kesinleşmesine yol açabilir.
Tazminat alacaklarına uygulanacak faiz türü ve başlangıç tarihi, alacağın kaynağına göre değişir. Dava dilekçesinde faiz talebinin açıkça ve doğru başlangıç tarihiyle ileri sürülmesi, sonradan telafisi güç kayıpların önüne geçer.